7 Mart 2007 Çarşamba

Yusufeli Barajı ve Küresel Isınma



25 Şubat 2007 tarihinde Ankara'da düzenlenen “YUSUFELİ:CENNETİNE SAHİP ÇIK” toplantısında, ufuk açıcı bir konuşma yapan Prof. Dr.İlyas YILMAZER'in Yusufeli Barajı ve Küresel Isınma başlıklı değerlendirme yazısı ve röportajı:

Yusufeli, Çoruh vadisi içerisinde dünyadaki cennetlerden birisidir. Munzur’umuzla, Allianoi’mizle ve Hasankeyf’imizle özdeştir. Ancak, hepsi de ayrı özellikleriyle dünyanın gözbebeği niteliğindedirler. Sinopluyum. Munzur’la 1973 ve Çoruh’la 1982 yılında tanıştım. Yıllardır da etki yarıçapım oranında bu tür uğraşlar içerisindeyim. Çok büyük kaleler de kazandık. Ancak, Zeugma gibi eşsiz servetlerimizi de göz yaşlarımızı içimize akıtarak kaybettik. Çünkü bizim sadece kafamız ve gönlümüz varken onların silahları ve zindanları vardı.

Erzurum ve Artvin illerinin sınırları içerisinde efsanevi gizemliliği içerisinde akışını sürdüren Çoruh, çevresine yaşam kaynağı olmuştur. Yusufeli de, bu nimetlerden yararlanan önemli bir ilçemizdir. İşte bu cennet Çoruh vadisi, ilkeleri emperyalizm ve yerli uşakları tarafından kurgulanan DSİ tarafından katledilmektedir (Emekçileriyle asla sorunumuz olmadı ve olmayacaktır da). Yaklaşık 16 barajın kurulacağı bu cennet vatan parçası cehenneme çevrilecektir.

Hem de ne uğruna biliyor musunuz? Birlikte bakalım.

Uşaklar bazen elektriği de keserek, “biz bu barajları yapmazsak ülke karanlığa gömülecektir” diye kamuoyunu yıldırırlar. “Sakın barajlara karşı çıkmayın....!” gibi tehditler savururlar. Hep aynı uydurma, gözdağı verme ve kandırma. Bu uşaklardan tiksiniyoruz.

Oysa, Anadolu’muzun sadece güneşi ve rüzgarı ülke gereksiniminin iki katından daha fazla enerji sunmaktadır. Nehir tipi santral ve seldağınaklık sistemiyle de;

ülke gereksiniminin üzerinde hidrolik enerjiyi, hem de barajların onda bir maliyetine, iki yıl gibi kısa bir sürede ve devlete de bir kuruş para harcatmadan yapabilecek öz kaynaklarımız var.

Dışardan aldığı doğal gaz ve kömürden elde ettiği elektriğin kW.saatini 15 sente satan uşaklar; yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan elde ettiğimiz elektriğe sadece 5 sent veriyor. Gerisini siz düşünün. Rüzgarımızı kullanmak için tam 1000 yıl beklemek zorundayız. Nasıl mı?

Bugünkü kurulu gücümüz 35 bin MW’tır. Teknik olarak rüzgar gizilgücümüz ise 80 bin MegaWatın üzerindedir. Bu, bir resmi rakamdır. Uzmanlarına göre gerçek değer 800 bin MW dolaylarındadır. Ancak EPDK denen kurum derki; yılda ancak 75 MW’a ruhsat veririm. Başına atanan Yusuf’a sorunca da “ne yapayım elamanım yok” der. Yüz binlerce mühendis ve mimarın boşta olduğu ve asgari ücretle çalıştığı ülkemizde elemanı yokmuş. Bu gerekçe, ancak ve ancak, emperyalizmin uşaklarına yakışır. Asla bizim insanımıza yakışmaz....!

Daha da acısı; Yusufeli barajının 40 yıllık elektrik geliri 30 milyar dolarken yapılan masrafın aynı dönemdeki geliri 300 milyar doların üzerindedir.

Dünyanın neresinde görülmüştür ki; 30 milyar dolar için 300 milyar dolar harcansın?

Dersimliler gibi Yusufelililerle de çok kalıcı dostluklarım oldu. Her ikisi için de canım pahasına kurtarma çalışması yaparken; bu can dostlarımdan çok tüm Anadolu insanlarının kurtuluşu için bu uğraşta yer aldım. Haklı gerekçemi bir değerli basın emekçisinin sorularına verdiğim yanıtlarda bulabilirsiniz (Ek II).

EK II.

KÜRESEL ISINMA KONUSUNDA SORULAR ve YANITLARI

1- Bugünlerde dünya kamuoyunu çokça meşgul eden bir konu var; ‘küresel ısınma’. Gelinen aşamada sorun dünyayı ve insan hayatını alt-üst edecek seviyeye ulaştı. Nedir küresel ısınma?

Yanıt 1:

Güneşli bir karlı – soğuk günde arabanızın içerisindesiniz. Güneş ışınları yüksek frekansta gelip camdan içeri girer. Ancak, konsülden yansıyan ışınlar düşük frekanslı olduğu için camdan dışarı çıkamaz. Arabanın içinde sıcaklık artmaya başlar. Dışarıda sıcaklık sıfırken arabanın içinde bir saat güneşte kalırsanız, sıcaklık 20 dereceyi aşar.

Aynı şekilde yüksek frekanslı güneş ışınları; atmosfer ve dışındaki gaz örtüsünü (katmanını) geçer ve yeryüzüne ulaşır. Ancak, yansıyan ışın düşük frekanslı olduğu için söz konusu gaz katmanlarını aşıp uzaya geri dönemez. Böylece yeryüzünde sıcaklık artmaya başlar. Söz konusu bu gazlar arabanın veya sebze serasının camı görevini görür. Bu gazların başında; fosil yakıtlı enerji kaynaklarının ve taşıtların çıkardığı egzoz gazı, barajların çıkardığı gazlar ve diğer endüstriyel gazlar gelir. Dünyada kendi doğal dengesi içerisinde yaklaşık 40 bin yılda bir küresel ısınma ve buzul çağı yaşanabilir. Ancak düşük boyutlu olduğu için sorunsuz atlatılır. Başka bir anlatımla yıllık ortalama ısı farkı 1,4 derece dolaylarındadır. Ancak, endüstrileşirken fosil yakıtların hunharca kullanılmasıyla atmosfer ve atmosferin dışı bu gazların oluşturduğu bir katmanla sarılır. Bu da, sıra dışı ısınmaya neden olmaktadır.

2- Bu sürece nasıl gelindi, temel etkenleri nelerdi?

Yanıt 2:

Bilinçsiz endüstrileşmek ve fosil yakıtların hunharca kullanılmasıyla küresel ısınma yaratılmıştır.

3- Küresel ısınmayla birlikte insanlığı kısa ve orta dönemde ne gibi tehlikeler bekliyor?

Yanıt 3:

Bu felaketleri düşünmek bile istemiyorum. Ancak, yine de bazı bilgiler verelim.

Bengaldeş, Hollanda, Güney Hindistan ve benzeri genç delta ve kıyı ülkelerinin %80’i deniz altına girer.Akdeniz ve daha güneyindeki benzer ülkeler susuzluktan kırılır. Toplu ölümler başlar. Munzur ve benzeri sıradağlar dünyanın gözbebeği yaşama yerleri olur.

Munzur için yaptığımız projenin değeri yılda 55 milyar dolardan yılda 550 milyar dolara fırlar. Barajlarla katledilmemiş olan tüm ana akarsuların beslenme havzaları ulusal park ilan edilir ve koruma altına alınır. İşte bunları gördüğümüz için Munzur, Çoruh, Yeşil ırmak, Fırtına vadisi ve diğer akarsularımızı korumak uğruna canımız pahasına çalışıyoruz. Düşman ise emperyalizmin içimizdeki uşaklarıdır.

4- Geçtiğimiz günlerde açıklanan BM raporunda küresel ısınma sorununda insan faaliyetlerinin büyük rolü olduğu belirtildi. Fakat bu insan faaliyetlerine kendi çıkarları doğrultusunda yön veren bir de sistem var kuşkusuz. Olanları ve olabilecekleri hesaba kattığınızda bu işin ana sorumlusu olarak kimleri görüyorsunuz?

Yanıt 4:

Bu felaketlerin tek sorumlusu: Dünyada azgın ve rakipsiz tekelci kapitalizmdir (emperyalizmdir). Ülkemizde ise bunların uşakları olan hükümet yetkilileridir. 26 kasım 1938’den günümüze yöneticiler emperyalistler ve onların uşakları tarafından belirlenmiştir. Bu işin sağı – solu veya askeri – sivili de yoktur. Ülkemiz için bir kurtuluş olan 1936 eğitmen okulları ve daha sonraki köy enstitüleri 1947 yılında kapatılmaya başlandı 1950’nin başında da tamamı kapatıldı. Japonya ve Çin bu eğitim kurumlarıyla devleşti. 1974 yılında da öğretmen okulları kapatıldı. 1978 yılında yüksek öğretmen okulları kapatıldı. 1982 yılında da Cuntaya kurdurulan YÖK ile de evrenkentlerde bilimin yeri filme bırakıldı. Üniversitelerde Anştayn (Einstein) olsanız emperyalistlerin dilinden 70 alamazsanız yükselemezsiniz. 24 yıldır ziraat fakültesi olan bir saygın evrenkentimizde dikili ağaç yok. Diğer fakülteler de farklı değildir. Bu oyun tam 2000 yıl önce Romalıların mısırlıları köleleştirmek için uyguladığı yöntemdir.

Bir ülkede eğitim yoksa bilim de olmaz. Bilimin olmadığı yerde de özgürlükler olmaz. Başbakan olacak tek kişi; Yasamayı (Meclisi), Yürütmeyi (Bakanları), Yargıyı (adalet bakanı aracılığıyla) oluşturur ve/veya seçtirir. Kısacası faşist diktatörlükle yönetiliyoruz. Böyle bir ortamda bilimsel uygulamaların yaşama geçmesini bekleyemeyiz. Bunun için tek çözüm yolu kamuoyunun doğru bilgilerle donatılmasıdır. İşte bu nedenle, hiç durmadan ülkemizde ve dünyada koşuşturuyoruz. Bu mücadele sonunda kesinlikle kazanacağız. Üzüldüğümüz tek şey, elde edilen nimetlerden grev kırıcı sarı sendikalar gibi bize karşı koyan uşaklar da yararlanacaklar. Her neyse, onlar da insandır deyip geçelim ve onurlu mücadelemizi bilimsel temellerde ve düzlemlerde sürdürelim. Çünkü, bu insan onuruna yakışır bir tavırdır.

1992 Kiyoto (Japonya) küresel ısınmayı engelleme sözleşmesine imza atmayan başta ABD emperyalizmi sözcüleri ve uşakları bu felaketin birinci derece sorumlularıdır. Ülkemizdeki uşaklara karşı verdiğimiz mücadeleyi de kazanmak üzereyiz. Çünkü su kayayı oyar. Bu suyun sertliğinden değil, inatla akışını sürdürmesindendir.

5- Kanadalı astrofizikçi iki ünlü biliminsanı, küresel ısınmaya dikkati çekerek, bunun insanların yeryüzünden yok olmasına dahi yol açabileceğini belirterek, yakın zamanda ise bir çok canlı türünün yok olacağı uyarısında bulundular. Bu iddialar karşısında siz neler söylemek istersiniz?

Yanıt 5:

Katılıyorum. Ancak, bilim insanları kamuoyunu yanına almayı da mutlaka becerecektir. Yerli uşaklar da becerileceklerin içerisindedir. Onlar da, erinde geçinde, onurlu yola kurban olacaklardır. Bu insanlığın bir sorunudur.



6- Küresel ısınmanın ülkemizdeki olası etkileri nelerdir?

Yanıt 6:

Kış ayında yağmur duasına çıkılmaya başlandı. Yetmez mi? Yukarıda değinilen konular bu sorunuza da yanıttır.

7- AKP hükümetinin küresel ısınmaya yönelik kurduğu komisyonun en ‘radikal’ olarak tanımlanan önerisi; mesai saatlerinin bir saat öne çekilmesi oldu. Komisyon ayrıca enerji tasarrufu için sokak aydınlatmasında güneş enerjisine geçilmesi ve daha az su kullanımı için sifon depolarının 6 litreden 4 litreye düşürülmesini öneriyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Yanıt 7:

Çağdışı, gerici ve insanlık düşmanı kafalar, ancak bu kadar yüzeysel düşünebilirler. Yüzlerce milyar dolarlık servetimiz Munzur kaynaklarını, emperyalizmin emriyle yok etmeye çalışan bunlar değil mi? Dünyada eşi benzeri olmayan ulusal servetimiz Çoruh vadisini doğasıyla ve kültürüyle yok etmeye çalışan bu gerici kafalar değil mi? 2000 yıllık Allianoi ve 12 bin yıllık Hasankeyf’i, hem de bir hiç uğruna yok etmeye çalışan bu bilimdışı kafalar değil mi? Çoruh’ta, Dicle’de ve diğer nehirlerimizde daha fazla enerjiyi yeraltı depolama ve seldağınaklık sistemiyle onda bir maliyetine vereceğimizi dünyaya haykırmamıza ve kabul ettirmemize karşın; bu zihinsel özürlüler saldırılarını sürdürmüyorlar mı? Bu küçük beyinler, yüzeysel ve göstermelik eylemlerle kamuoyunu yanıltmaya ve kandırmaya çalışmaktadırlar.

“Her koyun kendi bacağından asılır”’ı dayatarak halkı koyunlaştıran bunlar değil mi? “Şeriatın kestiği parmak acımaz” diyerek kayıtsız şartsız itaati bunlar dayatmıyor mu? Barajla katledilecek Yusufeli’nin yeni yerleşim yeri için helikopterle yer seçimi yapmış. Yanında da bir sürü kişi. Oysa, yerleşim yerinin seçiminde 23 ayrı mühendislik ve mimarlık disiplini çalışır. Bu bilim dallarından hiçbirisini rüyasında bile göremeyen, yer seçimi çalışması yapıyor....! Onu da helikopterle yapıyor. Yanındakilerin de kayıtsız – şartsız alkışları. Birisi kalkar derki..! Bire zihinsel özürlüler...! uzaktan algılama diye bir yöntem var. Anadolu’nun her bir noktası renkli olarak elimizin altıdadır. Ağaçları bile tanıyabilirsiniz. Hatta İstenilen yerin jeolojisini ve jeotekniğini de kısa bir sürede yapıp sunabiliriz. Bu örnek her şeyi özetlemiyor mu? Erinde geçinde bu kamuoyu uyanacak. O gün her şey güzel olacak.

8- Sizce küresel ısınmanın olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak olası mıdır? Bunun için neler yapılabilir?

Yanıt 8:

Elbette olasıdır. Öyle olmasa; biz neden bu dikenli, taşlı ve sarp aydınlık yolda ve bilimsel temelde her geçen gün hızımıza ivme kazandırıyoruz? Çözüm, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinden geçmektedir. Van’da herkesin hayal dediği köklü projeleri bu yaklaşımla yaşama geçirdik. Tüm Anadolu’muzda da bu başarıyı yakalayacağız. Su gibi aziz ve inatçı olunuz. Yeter.

Saygılarımızla,

Munzur – Hasankeyf – Allianoi – Yusufeli ve benzeri ulusal ve uluslararası servetleri koruma kurulları ve Van YYÜ – EDU adına,

Enerji Ulusal Çalışma Gurubu başkanı Prof.Dr. İlyas YILMAZER

1 yorum:

loan lending plc dedi ki...

Kredi derecelendirmesi hakkinda bireysel ögrenme, bankalarin yogun çalismalar oldugunu söylemek mümkün olacaktir yapti. Kendiniz adina çalismak için firsat her türlü erisim bu sorunu incelemek istiyorsaniz, Aiicco sigorta kredi kredi sirketi plc gibi özel bir adres yapmak mümkün kolayca ögrenme sürecinde bireysel kredi notlari. Bir noktada ciddi, bu notlar faydali olacaktir, bankalar size verecektir kredilerin yüzde tadini çikariyor. Yani bu sirket e-posta simdi kredi için geçerlidir: simdi igein_h_yizevbekhai@admin.in.th hemen kredi transferi ile devam etmek. Biz% 3 faiz oraniyla kredi veriyor. bireysel krediye her türlü hürmet kovan.

(1) Biz is için kisisel kredi vermek.
(2) Biz proje kredisi vermek.
(3) Biz, ögrenci kredi vermek.
(4) Biz konaklama kredi vermek.
(5) Biz insaat kredi vermek.

Eger kredi geri ödemek sizin seçim süresinde geri ödemek bildigi herhangi bir miktar için hemen basvurun. igein_h_yizevbekhai@admin.in.th: Bu e-posta oldugunu.